İnsanlar değişiyor, olaylar değişiyor, yaşanmışlıklar, zaman hiç yerinde durmuyor zaten. Hayatın gerçeği olarak karşımıza dikiliveriyor. Zaman giriyor lan araya, zaman! Ve içinde barındırdığı acı-tatlı bir dolu şey. Bazı şeylerin önüne geçilmiyor, müdahale edip değiştirme şansın olmuyor. Kabulleniyorsun.. İşte o zaman ya arkanda bırakıyorsun bir daha dönüp asla bakmamacasına ya da takıp koluna yürüyorsun beraber. Nereye gidersen seninle geliyor her ne yaşanmıssa. Ama ne oluyor sonunda, alışıyorsun! Sınırlarını zorluyorsun, beynin patlayacakmış gibi oluyor, görüntüler flulaşıyor, nefesin kesiliyor ama alışıyorsun! Ölümlere de alışıyorsun, ayrılıklara da.. Sevinçlere de alışıyorsun mutluluklara da. İşte o zaman hiçbir şey seni eskisi kadar ne üzebiliyor, ne de heyecanlandırabiliyor. Alışmanın, kabullenmenin diyetini ödüyorsun bir anlamda.
Araya zaman, insanlar, olaylar girmişken; bütün kötülükleri bir yana koyup, içinde bulunduğun zaman diliminde, beklenti olmaksızın sadece paylaşıyorsan, -bazı şeyleri bıraktığın yerde- paylaşarak arttırıyorsan ve de azaltıyorsan, hayatı da orada yakalıyorsun işte. Çünkü yanındaki kişi şu an senin hayatında hiçbir sıfat taşımıyor olsa bile işin aslı; seni hücrelerine, ciğerine kadar bilen (gidemediğin-gelemediğin, gidemeyen-gelemeyen) gerçek bir dost!
Eskilerden esintilerle dolu, sıcak ama bunaltmayan, keyifli ve gayet esmer bir Ankara gecesinde üç-beş ağacın eşliğinde (mesele ağaç değil kardeşim!) yapılan bir dost muhabbeti. Havadan sudan kaynatarak, gecenin ve zamanın ruhuna uygun bir şekilde ilerleyen muhabbet, demini aldı ve mevzu işler-güçlere geldi-kilitlendi. Ki zamanında en büyük sıkıntımızdı ama araya zaman girmişti ve çoğu şeyde yolundaydı artık. İşte tam da bunlardan konuşurken arabanın camından içeri giren bir kelebek burnuma çarptı ve geri dışarı çıktı. A-ha da sana kelebek etkisi... Yok la yok bu öyle bişey değil, dur dur heyecanlanma hemen :)) Kelebeğin etkisiyle muhabbet iyice harlandı, geyikler kahkahalar fakat işin bir yere bağlanacağı belliydi...
Önce bir bakalım mı neymiş bu Kelebek Etkisi? Kısaca, küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Kaos Teorisi adı da verilen bu olay, küçük şeylerin büyük sonuçlar doğurabileceği üzerine kurulmuş. Dedik ya işte "Mesele üç-beş ağaç değil" diye.. Neyse mesajıda verdik, devam edelim. Kelebeğin etkisiyle ve basit bir şekilde kendiliğinden gelişen geyik; çok güzel cümleler, mesajlar eşliğinde öyle acaip bir yere bağlandı ki; gözdeki perde kalktı, kafada bir şimşek çaktı ortalık bir anda aydınlandı... Küçük bir kelebekle başlayıp, potansiyelinin farkında olma, elindeki imkanlara konsantre olarak ve kullanarak geliştirme, sabır, parçalara ayrılarak dikkatini dağıtmama, adım adım ilerleme bağlamında dönen muhabbet, bir insanın hayatın bir kısmına bakışını önemli ölçüde değiştirdi. Yani küçük birşey büyük bir beyin devrimine sebep oldu. İlerleyen süreçte kaos çıkar mı, teori gerçekleşir mi bilemem :)) Ama şimdilik durum bu. Zihnim açıldı, uzun süredir yapmadığım birşeyi yapıyorum sonuçta; yazıyorum! İlginç bir çelişki oldu ama zamanında; farklı, anlaşılabilir ve çok da haklı bir şekilde karşı çıktığın 'yazmak' mevzusunda belki de hayatının cümlesini kurdun; "Elindeki potansiyeli değerlendir, kendi hikayeni, kendi sitende yaz, yarat'"... Şu anda yaptığım şey sayende! Sende kendi potansiyelinin farkına var! Bak ufak bir dokunuşla neleri değiştirdin ;) Son olarak bazen bende çok şaşırıyorum nasıl böyle mantıklı cümleler kurduğuna :))
İşte kelebeğin etkisi bu şekilde oldu. Güzel sonuçlar doğurdu... Geçmişten esen, geceyi ve hayatı ferahlatan bir rüzgar oldun, sıkıntıları ve kasveti dağıtan.. Teşekkürler.. Dün dinleyemediğin şarkıyı da a-ha koyuyorum aşağıya bunu hakettin bence...
Sevgili ve saygıdeğer okuyucularım (var mısınız bilmiyorum ama ben varmışsınız gibi davranıyorum :))) Sizlerle daha sık görüşeceğiz gibi, hadi bakalım ben kaçar...
Eyvallah...
Unutmadan şunları da ekleyim hazır dönmüşken, gerisi de umurumda değil bana ne amk. ;)
İki ay önce;
Bir ay önce;
Bu ay;
Haydi bakalım bu kadar, dağılın şimdi, ilerde görüşeceğiz... ;)