27 Ocak 2013

Kolpa Basın Bunu Da Yazın!

Direk dalıyorum konuya, gerildim biraz... Çok fena halde öngörü sahibi olan, asla yalan haber yazmayan, manipülasyon yapmayan, yanlı olmayan nezih Türk spor basını; türlü spor yazarlarının da küçümsenemeyecek katkısıyla yine çok ilginç işlere imza atmaya devam ediyor. İki transfer öyküsünden bahsedeceğim size, Wesley Sneijder'in çarşı-pazar karıştıran transferinden sonra tekrar gündeme gelen, 1996'daki Gheorghe Hagi transferi. Bu iki transfer üzerinden spor basınının durumunu görme şansımız olacak.

Geçmişten başlayalım ki, gelecekte nelerin hiç ama hiç değişmediğini görebilelim. 1996'ya yani bundan tam 17 sene (17 sene mi olmuş lan, vay amk!) öncesine gidelim. Galatasaray Barcelona'dan Gheorghe Hagi'yi almak üzere. Bir aylık bir süreç, sürdürülen görüşmeler, gerim gerim gerilen taraftarlar... İşte tam da bu esnada Türk basınında öyle yazılar çıkıyor ki Hagi'yle ilgili, "Aslında 35 yaşında" olduğundan tutun da alacağı paraya kadar (Tanıdık geldi di mi süreç?) resmen bir eleştiri bombardımanı... Sanki birileri bir yerlerden düğmeye basmıstı. Müthiş öngörülü olan spor basınımız, şu aşağıdaki haberi yayınlayarak ilginç bir tesadüfe de imza atmıştır:

Türk Düşmanı Hagi :))


 


 Bu ağır eleştiriler sürerken Hagi Galatasaray'a imzayı attı.




Türk futbol tarihinin en büyük transferi bu şekilde gerçekleşmiş oldu. Tartışmalar, eleştiriler tam gaz devam ederken, ilk üç maçında takımını galibiyete taşıdı ve Galatasaray forması altında 5 sezon boyunca müthiş istatistikler ve başarılar yakaladı. Karakteriyle, liderliğiyle ve yeteneğiyle takımını zirveye taşıdı. 132 maç oynadı, 59 gol attı, 51 asist yaptı.




Galatasaray o ayrıldıktan sonra sürekli bir "Yeni Hagi" arayışına girdi. Ama bu arayışlardan bir sonuç alamadı. Ta ki Wesley Sneijder'in ismi gündeme düşene kadar.

 

Adı önceleri Fenerbahçe'yle anılmıştı Sneijder'in. Buyrun:


Fenerbahçe'den Uzak Tutan Nedenler!  

Sneijder Fener'e Gelmez. Kandırmayın!


O zamanlar şöyle yorumlara da rastalayabiliyorduk eski bir yönetici tarafından yapılan:

"Maddi boyutuna takılmıyorum. Forması bile bonservisini karşılar” 

ya da;

"Alex'in daha iyisi, daha üst düzeyi, daha hızlısı, daha genci, daha..."

Gibi yorumlar yapan yönetici bakın (artık o arada neler olduysa?) oyuncunun Galatasaray'a transfer sürecinde neler demiş:

“Galatasaray, Sneijder ile yarı finale gelse bile 35 -40 milyonun parası nerden çıkacak?”


"Sneijder, bu sene öbür sene tamam, sonraki sene nasıl yollayacağının formülünü ararsın. zaten türkiye ligi sert, sneijder fizik olarak üst düzey de değil."

Buyur burdan yak!  Ne oldu o arada adamın kalitesi mi düştü? Sakatlandı da bi sen mi biliyosun? Ne oldu bir anda geri vites falan... Bu teknoloji çağında hem de. Bu da ibretlik videosu:




Bu sadece bir örnek, daha yakın süreçte gözlerimizle gördük, yaşadık bunları. Hagi transferindeki süreçle birebir aynı süreç. Alacağı paradan tut, yaşına, adamın eşine bile ne kadar aşağılıkça sözler söylendiğine hepimiz şahitiz. Sniejder başarılı olur, olmaz sıkıntı o değil. Asıl sıkıntı spor basınının 17 senedir aynı yerde sayıyor olması. Bunun değişmesi için de zihniyetin değişmesi lazım.

Bi de Milliyet'in sayfaları var ki evlere şenlik. Böyle manipülatif, böyle kışkırtıcı başlıklarla haber hazırlanmaz. Başlık farklı içerik bi o kadar farklı. Sorsan "Haberin izlenirliğini artırmak için bir taktik" der ama yemezler. Uzun süredir bu şekilde haberler yapıyorlar ama bugün çıkan iki haber, bir de video verip mevzuyu kapatıyorum. Buyrun başlıklar:


 
Haberin içeriğiyse aynen şöyle:



Bu da linki: Rest!

Bir diğer haberse aynen şöyle verildi:



 İçerikse artık tahmin ettiğiniz gibi bambaşka:


Buyrun link: Yedir!


Eee, bu iki haberin içeriğinde de güzel şeylerden bahsediliyor. Peki başlıkları neden böyle? Anlayan anlamıştır zaten cevapları, biz Wesley Sneijder tranferinin Türk futboluna hayırlı olmasını dileyelim, temiz futbol dileyelim ve bir videoyla sonlandıralım...








Hiç yorum yok: